İnanılır gibi değil... Geçen ki yazımda umudum olduğunu söylemiştim ama bu kadarını da beklemiyordum. Ne oyuncularda ruh vardı, ne de Tudor'un, futbolun doğrularını uygulayan davranışını gördük. Tudor'un da dediği gibi sanki karşımızda Barcelona vardı da Nou Camp'ta oynuyorduk!
Öncelikle Tudor'dan başlayalım. Doğru bir kadro ve oyun anlayışıyla Adanaspor maçını enfes bir mücadele ve oyunla rahat kazanmıştık. Tamam Adanaspor zayıf rakip ama yine de söylediğim sözler gerçeği değiştirmez. Doğru oynadık ve olması gerektiği gibi rahat ve farklı kazandık. Yasin'in 10 numara mevkisinde oynatılması, hazır olmayan Bruma'nın ilk 11'de başlatılıp formda Podolski'nin kesilmesi, Semih'in sağ bek oynaması, gözden çıkarılmış zaten kafası burada olmayan Chedjou'nun 1 hafta aradan sonra yine ilk 11'de oynatılması, Başakşehir gibi ortasahası güçlü, hızlı, sert oynayan kompakt bir takıma karşı ortasahayı sadece Josue ve Selçuk'a emanet etmesi gibi Tudor'un gereksiz maceralara girmesi 4-0 gibi ağır yenilgiyi beraberinde getirdi.
Oyuncular açısından baktığımızda Galatasaray'da oynadıklarının farkında değil gibilerdi. Ki Şampiyonlar Ligi'ne katılmak için tamam mı devam mı maçıydı. Ruhsuz, korkak, konsantrasyon düşüklüğü yaşayan, mücadeleden yoksun halleri resmen bizi şoke etti. Aslında ilk dakikalarda farkın geleceğinin işaretini vermişlerdi. Başakşehir'in oyunun başlangıcından beri tempolu ve baskılı futbolu oyuncuları şaşkına uğrattı sanki böyle bir şey beklemiyorlamış gibi. Hiç çalışmamış gibilerdi. Acaba Tudor'un ağır temposunu kaldırmakta zorlanıyorlar mı diye düşünmüyor değilim.
Bana kalsa Adanaspor maçındaki kadro üzerinde fazla oynama yapmadan daha dengeli bir kadro çıkartabilirdi Tudor. Ufak dokunuşlarla 4-3-3 formatına geçerek; savunma hattını değiştirmeden (istikrar şart) sol bekte Linnes, sağ bekte Cavanda, stoperde Ahmet Çalık ve Semih, sol iç Josue, ön libero Tolga, sağ iç Selçuk, sol forvet Podolski, sağ forvet Rodrigues ve santrafor Eren olarak kadro çıkartılabilirdi. Bu şekilde kadroyu çok bozmadan zaten 4-3-3'e alışık olan oyuncular ile başlanabilirdi. Hem hücumda 3 oyuncuyla ön alanda ani, şok pres yaparak Başakşehir savunması sıkıştırılır, ileriye çıkamamaya zorlanırdı hem de ortasahada yine 3 oyuncu ile kalabalık yaratılarak ortasaha bölgesi ele geçirilirdi. Her alanda kalabalık halinde pres, birbirine yakın kompakt bir şekilde yayılarak Başakşehir'in rahat top yapması engellenebilirdi. Top kapıldığı gibi hızlı paslarla gidilerek ortalar ile kenarlardan Eren de beslenebilirdi. Selçuk ve Josue'nin sürpriz çıkışları ile hücumda çoğalabilirlerdi. Uzaktan şut veya verkaçlarla birçok pozisyona girebilirdi Galatasaray.
Şunu söylemeliyim ki dediğim gibi uygulansaydı kesin kazanırdık iddiasında değilim ama en azından bu kadar ezik, aciz bir oyun çıkmazdı. Düşünebiliyor musunuz maçta bir pozisyonumuz bile yoktu!
Diğer yandan aldığımız şok farklı yenilgi ile bundan sonra oyuncuların ayağını denk alacağını, Tudor'un daha dikkatli olup gereksiz maceralardan kaçınacağını düşünüyorum. Umarım öyle olur. Yoksa 2.lik derken 4.lük bile tehlikede. Arkadan Karadeniz fırtınası geliyor.
"Futbolun 22 adamın topun peşinden koşması olduğunu düşünmenin, kemanın telden ve yaydan, Hamlet'in kağıt ve mürekkepten ibaret olduğunu söylemekten bir farkı yoktur." — J. B. Priestley, The Good Companions, 1928
13 Nisan 2017 Perşembe
6 Nisan 2017 Perşembe
Tudor'un Tempolu Aslanları
Pazartesi akşamı, Tudor'un felsefesinden bir parça sunduğu bir maç izledik. 1996-2000 yılları arasındaki Fatih Terim dönemindeki gibi tempolu, bol pres, hızlı, atak futbol, ikili mücadelelerde sert bir oyun vardı.
Galatasaraylı oyuncuların Tudor'un felsefesini yavaş yavaş benimsediğini, istediği oyun anlayışını az da olsa uyguladığı bir maç oldu. Adanaspor maçında başta Linnes olmak üzere Josue, Selçuk, Rodrigues, Ahmet Çalık gibi oyuncular göze batan isimlerdi. Linnes'in Bursaspor maçında da sol bekte iyi bir performans sergilediğini de unutmayalım. Sağ bekten ziyaden sol bekte daha iyi bir oyun ortaya koyan Linnes, ilerleyen maçlarda Carole'ın yerine oynamayı hakkeden isim. Tudor'un bekten istediği sürekli bindirme, hızlı oyun, ikili mücadelerde güçlü, asist yapma gibi özellikleri Linnes yerine getiriyor gibi. Henüz yorum yapmak erken ama Linnes bu gidişle devam ederse gelecek sezon da Galatasaray'da izleyebileceğimiz isimlerden.
Tudor'un döneminde çıkış yapan bir başka isim Josue. Adanaspor maçında 8 numara mevkisinde iyi oyunu da olumlu bir gelişme. Tudor'un jokeri olacaktır. Aslında sezon başı Porto'dan kiralık olarak yıllık maaşı 700.000 euro gibi cüzi bir rakamla transferi bence akıllıca bir hamleydi. Potansiyeline inandığım bir isim. Çalışkan, disiplinli, oyun görüşü yüksek, teknik, zeki bir oyuncu. Tam Tudor'un istediği oyuncu profiline sahip. Bence bonservisi Porto'dan alınacak ki alınmalı da. (Transfermakt.com verilerine göre 1.5 M euro satın alma opsiyonu var.) Oynadıkça kendine güveni de gelecektir, istikrarlı çıkışını sürdürecektir.
Kaptan Selçuk'un son maçlarda ortaya koyduğu performansında da Tudor eli değmiş gibi. Tudor sonrası Selçuk daha özgüvenli, sert, mücadelesi yüksek ve sorumluluk aldığını görüyoruz. Adanaspor maçında da Josue ile oluşturduğu uyumlu performansı Galatasaray'ın tempolu futboluna yüksek katkı sağladı. Eski günlerdeki gibi duran toplarda büyük tehlike oluşturdu. Umarım böyle devam eder.
Ahmet Çalık Tudor döneminde yükselen yıldızlardan bir başka isim. Yavaş yavaş daha iyiye gidiyor. Tudor'un prenslerinden biri olabilir. Rodrigues'in nihayet ilk golünü attığını görmek bizi mutlu etti. Muhteşem bir goldü. Muslera'nın kurtarışları da yine her zaman ki gibi muazzamdı. Sol kanatta Yasin-Linnes uyumu da gözlerden kaçmadı.
Başakşehir maçı için bu maç ölçü değil elbette. Ama özgüven tazelemek açısından iyi oldu. Tudor kanunları yavaş yavaş devreye giriyor. Bundan sonra hakkeden formayı alacak. Takımı daha iyi götüren de zaten bu, adil anlayışın geri dönmesi. Umarım gelecek Pazartesi Başakşehir deplasmanından galibiyetle döneriz, Şampiyonlar ligi için de büyük bir avantaj elde ederiz. Umudum var.
Galatasaraylı oyuncuların Tudor'un felsefesini yavaş yavaş benimsediğini, istediği oyun anlayışını az da olsa uyguladığı bir maç oldu. Adanaspor maçında başta Linnes olmak üzere Josue, Selçuk, Rodrigues, Ahmet Çalık gibi oyuncular göze batan isimlerdi. Linnes'in Bursaspor maçında da sol bekte iyi bir performans sergilediğini de unutmayalım. Sağ bekten ziyaden sol bekte daha iyi bir oyun ortaya koyan Linnes, ilerleyen maçlarda Carole'ın yerine oynamayı hakkeden isim. Tudor'un bekten istediği sürekli bindirme, hızlı oyun, ikili mücadelerde güçlü, asist yapma gibi özellikleri Linnes yerine getiriyor gibi. Henüz yorum yapmak erken ama Linnes bu gidişle devam ederse gelecek sezon da Galatasaray'da izleyebileceğimiz isimlerden.
Tudor'un döneminde çıkış yapan bir başka isim Josue. Adanaspor maçında 8 numara mevkisinde iyi oyunu da olumlu bir gelişme. Tudor'un jokeri olacaktır. Aslında sezon başı Porto'dan kiralık olarak yıllık maaşı 700.000 euro gibi cüzi bir rakamla transferi bence akıllıca bir hamleydi. Potansiyeline inandığım bir isim. Çalışkan, disiplinli, oyun görüşü yüksek, teknik, zeki bir oyuncu. Tam Tudor'un istediği oyuncu profiline sahip. Bence bonservisi Porto'dan alınacak ki alınmalı da. (Transfermakt.com verilerine göre 1.5 M euro satın alma opsiyonu var.) Oynadıkça kendine güveni de gelecektir, istikrarlı çıkışını sürdürecektir.
Kaptan Selçuk'un son maçlarda ortaya koyduğu performansında da Tudor eli değmiş gibi. Tudor sonrası Selçuk daha özgüvenli, sert, mücadelesi yüksek ve sorumluluk aldığını görüyoruz. Adanaspor maçında da Josue ile oluşturduğu uyumlu performansı Galatasaray'ın tempolu futboluna yüksek katkı sağladı. Eski günlerdeki gibi duran toplarda büyük tehlike oluşturdu. Umarım böyle devam eder.
Ahmet Çalık Tudor döneminde yükselen yıldızlardan bir başka isim. Yavaş yavaş daha iyiye gidiyor. Tudor'un prenslerinden biri olabilir. Rodrigues'in nihayet ilk golünü attığını görmek bizi mutlu etti. Muhteşem bir goldü. Muslera'nın kurtarışları da yine her zaman ki gibi muazzamdı. Sol kanatta Yasin-Linnes uyumu da gözlerden kaçmadı.
Başakşehir maçı için bu maç ölçü değil elbette. Ama özgüven tazelemek açısından iyi oldu. Tudor kanunları yavaş yavaş devreye giriyor. Bundan sonra hakkeden formayı alacak. Takımı daha iyi götüren de zaten bu, adil anlayışın geri dönmesi. Umarım gelecek Pazartesi Başakşehir deplasmanından galibiyetle döneriz, Şampiyonlar ligi için de büyük bir avantaj elde ederiz. Umudum var.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)